25 Mart 2010 Perşembe

İzmir


Daha önce de söylediğim gibi, izmirde çok acaip bir sene yaşadım. Ne mevzular ne olaylar geçti. Onları anlatmayı lordi ye bırakıyorum, onun hafıza benden iyidir. Ben ise izmiri anlatıcam. Dışarıdan gelmiş biri için izmiri. Tabi bir de 17 yaşında bir kezban olarak gittiğim izmiri.

İzmire gitmemin tek nedeni beni dersaneye göndermeyen annemle babama artizlik yapmaktı. Baktım iki yıllık miki yıllık gidebiliyorum, siz daha iyi bir yer istemiyorsanız ben hiç istemiyorum diye kendimce atarlandım, buğuz yaptım. Bastım gittim kimseyi dinlemedim öyle ergenim o zamanlar. 17 yaşındayım, az biraz müizk dinlemişim, serter bağcan marka elektro gitarım falan var. Oraları da yıkarım diye gittim surata cumshotla geri döndüm.

İzmir çok acaipti. Ben yarı gebze yarı istanbul çocuğuyum, izmir çok acaip geldi. Simitin adı gevrek biliyorsunuz orda. Çekirdeğe çiğdem diyorlar hatta. Baya mala bağlamış insanlar. Hatta olm buna niye çekirdek demiyosunuz lan dediğimde siz niye buna çiğdem demiyosunuz derlerdi. Öyle götü kalkmış bir halktı bu izmir halkı. Sonra çok rahatlardı, kimse kimseye karışmıyodu, kimse kimsye bakmıyodu bile sokaklarda. Oysa ki ben gebze çocuğuyum, sokakta birbirini kesmeler, "ne bakıyon kardeş" ler falan şanındandır yani buranın. İzmirde kızlar mini etekle falan cıbıldak geziyordu kimse dönüp bakmıyordu. Bakan da benim gibi dışardan gelmiş öğrenciler oluyordu zati. İstanbula ayak basmış şener şen eşkiyası gibi olmuştum.

Bizim izmirli bi ufuk vardı sınıfta, bi gün beden dersi ncesi giyiniyoruz soyunma odasında, adam herşeyini çıkardı, dal daşak kaldı, takılıyo öyle ortamda. Ben üstümdeki aşortmanı çıkarırken türbanlı hesabı havlu bağlıyorum, adam davut heykeli gibi geziyordu. Şaşkınlığımın bini bir para oldu, kendimden başka malafat görmekten oropsuya dndüm. Her beden dersi izmirliler hoppa diye dal daşak kalırlardı. Hatta bi gün doğulu bir kırmanço arkadaş artizlik yaptıydı da aşağı almıştık. Falan fişmekan.

Kemeraltı diye bir mekan var orda, 7/24 pazar hesabı. Konakta hem de merkezde. Oraya giderdik, aşortman falan bakardık. O ne lan şehir merkezinde full time pazar. Bu ne çingenlik böyle.

Kıbrıs şehitleri isimli sokakları da istiklal caddesi özentiliğinden başka bişey değil bak söyliyim. Bi sokağımız olsun çok fena olsun diye ağızdan ağıza yayılmış resmen, hesaplı kitaplı iş yani. Ama istiklal kadar renkli değildi. O sokakta bir betona batma anım da vardır onu da anlatayım yeri gelmişken.

Bi gün dedik ki bara gidek de eğlenek. Bastık gittik kıbrıs şehitleri caddesine, o zaman da taze beton dökülmüş caddenin ortasına. Ama kurumuş gibiydi lan yeminle. Kenarlarda insanlar sıkışmış yürürken ben ortaya bastım, hop diye betona daldım. Ama nasıl bir kafadaysam bastığım gibi çıkmadım betondan, karşıya kadar yürüdüm, cup cup bata çıka betonda ilerledim yani. Heralde aklımı yitirdim o an, yoksa çok saçma yani. Sonra çıktım bi şekilde ayaklar direkt beton olmuş. Az sonra bara gittiğimizde bara da giremedim zaten, daha 18 ime girememiştim çünkü. Fakat diğerleri "hadi abi biz giriyoruz" diye içeri girdiler. Tek başıma yürüye yürüye konağa döndüm. Bu sırada ayakkabılar amele ayakkabısından halliceydi tabi. Harç karsam öyle olmazdı lan.

İzmirde inciraltında, bornovada ve bucada kaldım. Bornova çok skik bi yerdi, sessiz sakin hiç sevmedim. Orda büyük park küçük park diye iki mekan vardı, bornovayı ikiye ayırıyordu. O ne lan, bu mu sizin yaratıcılığınız? Hay allahım sinirlendim bak şimdi. Bucayı sevdim ama, sevimliydi. Herkes birbirini tanıyodu lan o çok acaipti. İzmirde yerellik o bakımdan iyidir yani. Şimdi nasıl bilmiyorum gerçi.

Alsncakdan 40 liraya bas gitar almışlığım var ayrıca. İlk yapılmış bas olabilir öyle eskiydi. Üüzerinden at geçmiş gibiydi resmen.

İzmir güzeldi kısaca. Başka bir yer gibi, türkiyeye benzemiyor pek. Ne güzel lan ilginç bir yer işte. Bunlar da lazım. Daha anlatırız izmir falan sayfa beleş ne de olsa. Şimdilik yeter

1 yorum:

  1. vay anasını be, ne günlerdi. dayı bas kraldı ama ha. o sikko pc hoparlöründen bile iyi tonlar veriyodu. ahahaha...

    YanıtlaSil